Kuzeyses Gazetesi > Beşikdüzü Haber

Beşikdüzü Haber | Vakfıkebir, Görele, Eynesil, Şalpazarı ilçelerinden yayın yapan Trabzon haber sitesi

ELLERİ ÖPÜLESİLER

Analar vardır, elleri öpülür, analar vardır, heykelleri dikilir. Analar vardır baştacı edilir. Analar vardır, cennet ayakları altındadır. Ama öyle analar vardır ki: bu ünvanların hiç birisi onu anlatmaya yetmez. Hiçbir sözlük onu anlatmak için yeterli kelime üretememiştir. Bugün işte böyle bir anadan, böyle bir eğitimciden bahsedeceğim. Okuması – yazması olmayan eğitimci. Okuması, yazması olmayan eğitimci olur mu: Demeyin. Bal gibi oluyor.

Bu yüce anayı yüksek bir dağ köyünde buldum. İki göz yayla evinde, altı tane ineği, bir de vefalı köpeği ile yaşayan yiğit kadın… İki kızı, bir oğlu varmış. Kızlarının ikisi de üniversitede okuyor. Oğlu da bu yıl üniversiteyi kazanmış. Doktor okulu imiş. Kendisine çok yalvardım: “Sen hayvan doktoru ol. Bizim sarıkız ikide bir hasta oluyor. Onu bakarsın O tutturdu: Ben insan doktoru olacam. Şimdiki gençler biraz dikbaşlı oluyorlar. Söz geçiremedim oğluma.” Kocasını üç yıl önce kaybetmiş. Hiçbir sosyal güvencesi yokmuş.

Sosyal Yardımlaşma Kurumundan bir kez bir ufak yardım yapmışlar. Ondan sonra ne arayan olmuş, ne de soran. Yaylada yaşıyormuş. Sene sonunda köye iniyormuş. Yaylanın havası iyi geliyormuş ona. Şu kurtlar yok mu şu kurtlar. Köpeğini rahat bırakmıyormuşlar. “Köpeğimi kurtarmak için akşamları onu ineklerimin ahırına alıyorum”

Sohbet sırasında kendisine sordum: “Bunca masrafları nasıl karşılıyorsun….” ,

“Her işe koşuyorum. Bağ, bahçe işleri. Dağda odun kırma. Ne iş bulursam yapıyorum. Sağ olsunlar, komşular her işe beni çağırıyorlar. Bir işe iki kez para veriyorlar. Çok ümitli değildim ama, sene sonunda devlete – kaymakama yine müracaat edecem. Belki birkaç kuruş yardım yaparlar. Oğlumun kitapları çok pahalı. Devlet burs veriyor ama, o burs devede kulak…

Eflasyon, meflasyon diyorlar. Aldıklarımda eflasyon var da, sattıklarımda niye yok. Anlamış değilim.  Üç yıldır sütün kilosunu 6 liraya satıyorum. Halbuki: hayvanlar için aldığım kepeğin çuvalı her hafta yukarı gidiyor.”

Konuşması arasında: “Şu imf yok mu, su imf…”, İmf’nin nerede olduğunu sordum. Köyün girişindeki mini marketi gösterdi. “O market İmf gibi kanımızı, canımızı emiyor.” Dünya Bankası olarak da köyün zengin bir işadamını gösterdi. Bir verip iki alan bir tefeci imiş.

Sohbet sırasında ses kayıt cıhazım açıldı. O bu işin farkında değildi. Arada sin kaflı sözcükler de kullanıyordu. Kahkahalar köyün başından duyuluyordu. Tatlı mı tatlı, neşeli mi neşeli, tam bir Osmanlı hanımı. Eli sopalı bir kadın. “Böyle olmak zorundayım. Çünkü: Hem anneyim, hem de baba…

Konuşmalarımızın tamamını, ses kayıt cihazına aldım. Sinkafları çıkarıp televizyonda yayınlasak. Vallahi reyting rekorları kırar. Emin olunuz. Bu eli öpülesi ninenin sin kaflarında bile güzelellik var.

Ellerinden öpüyorum sevgili nine, ellerinden öpüyorum heykeli dikilesice yüce ana…


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir