Kuzeyses Gazetesi > Beşikdüzü Haber

Beşikdüzü Haber | Vakfıkebir, Görele, Eynesil, Şalpazarı ilçelerinden yayın yapan Trabzon haber sitesi

İNEKLERE AD VERME GELENEĞİMİZ

H. İbrahim Demirci

Küçüklüğünüzde yaylıma götürdüğünüz ineklerinizi hangi adlarla çağırdığınızı umarım hatırlıyorsunuzdur. Şimdilerde inek besliyorsanız onlara özellikle ad koymuşsunuzdur. Biz de özellikle konan adları merak ettik. Bu çalışmamızla ineklere ad verme geleneğinin yaşadığımız bölgedeki izlerini sürüp günümüz insanına anlatıp tanıtmak istedik. Genel olarak hayvanlara değil sadece ineklere verilen adları derleyip toparlamaya çalıştık. Pek çok sebepler eşliğinde pek çok isme rastladık. İfrat derecesi diye değerlendirdiğimiz isimlendirmeleri devre dışı bıraktık.

İneklere ad verme geleneği

Bilindiği üzere yaşadığımız yörenin geçmiş dönemlerinde sığırları beslemek için ayrıyeten ahır yapılmazdı. Ahırlar evlerimizin alt katında yer alırdı. Burada yetiştirilen inekler ev halkından gibi algılanır, ona göre muamele görürlerdi.

Ana babalarımız yeni doğan kendi çocuklarına ad verdikleri gibi buzağılara da ad verirlerdi. Bazı canlılar doğmadan, bazısı yavru iken, bazısı da büyüyünce adlandırılırdı. Her doğan yavruya kızım, oğlum diye seslenilir, içten ve sempatik kelimelerle çağrılırdı. Erkek buzağı doğunca bir uşağım, dişi doğunca bir kızımız oldu diye sevinilir, yatan yaşlımız varsa ona müjdelenir, ailecek mutlu olunurdu. Ananın ve yavrunun sağ salim kurtulması şükran duygularını artırırdı. Sevindiren teze haber komşularla da paylaşılırdı.

Analarımız; “adına dolandığım Allah’ım, böyle ne güzel bir yavru verdin bana…” der, teşekkür duygularını dile getirir, sonra yeni doğanlara ad verirlerdi. Onlar da isimlerini bilirler, çağrılınca gelirler veya dönerlerdi. Kendi isimleriyle seslendiğinizde size yönelir, sevildiklerini anlar, beden diliyle olumlu ve sevinçli tepkiler verirler, hatta sesli cevapları olurdu. Mal sahibi olan büyüklerimiz onlara, yeme içmeden her yıl baharda bir kez yıkanmasına kadarki hizmetlerini candan yapıyorlardı. Yaylaya gidilecekse veya köye dönülecekse başları, boyunları süslü-püsküllü-desenli-zilli-boncuklu şeritlerle donatılırdı. Onlar da neşeli saatlerinde sahibinin ellerini ve giysilerini yalıyorlardı. Sanki az sonra dile gelip istek ve sevgilerini tastamam anlatabilecek gibi davranıyorlardı…

İneklere ad verme geleneği

İneklere ad verme geleneği içinde çok yönlü ve çeşitli isimlendirmelerle karşılaştım. Araştırmam boyunca “suya düşen, deniz gören, geç doğan, erken kalkan” gibi adlara rastladım. İnsana özgü adlara da tarihteki ve mitolojideki kahramanlar ve büyük adamların adlarına da… Başka bir belde veya köyden satın alınan sığırlara o yerleşim yerinin adına nispetle filan yerli; ovalı, obalı, köylü gibi isimler verilmiş. İthal mallara bir ad verme yerine kendi cins isimleriyle seslenilmiş: Mandafon, Hoştayn, Simental… Boynuzları ay gibi olan ineklere çangal inek demiş bizimkiler. Kurban edilmeye mâni eksiklikleri olanlara kölük lakabı takılmış. Son derece sevimli, zayıf, cilveli ve rengarenk olan buzağılar hikmet ehlince, ehli naz ismiyle çağrılmış. Cılız ve sevimli ineklere -yavru olsun dana olsun- “ehli naz” söyleyişi zamanla değişerek ehnez sıfatıyla ortaya çıkmış. Bazen de aynı niteliğe ayrı ayrı adlar verilmiş. Örneğin, İribaş ile Öküzbaşlı böyledir. Boynuzları öne doğru uzayana, tek olana, yay gibi açılana, düğüm gibi durana, kuyruğu şöyle sarkana çeşit çeşit isimler, lakaplar verilmiş.

İneklerin karakteristik diyebileceğimiz özellikleri lakap ve ad vermede belirleyici ve etkili olagelmiştir. Canlı olan hayvanın beden yapısı ve boyutları, derisinin rengi, ses tonu, beslenme biçimi, doğum yeri ve tarihi, hareketleri, diğer hayvanlarla ilişkileri, duruş ve bakışlarının insanda uyandırdığı izlenimler, insan ve diğer canlı varlıkları anımsatan durumları ve huyları ineğe ad takılmasında en önemli nedenleri oluşturmaktadır. Ayrıca mal sahibinin aile yapısı, aileye olumlu olumsuz yansıyan ölüm, sel, göç, coğrafya, belde ve ülke gündemi, hayattan beklentiler, sevinçler, kardeşlikler, mevsimler, takvimler, sosyal ve dini yaşantılar da ineklere ad vermeyi birinci derecede etkileyen faktörler arasında bulunmaktadır.

İnsanlara temiz, katışıksız ve lezzetli süt çeşmesi göreviyle hizmet sunan ineklere konan adların bir bölümünü aşağıda açıkladık, bir bölümünü de alfabetik sırayla listeledik.

Sizin de ilginizi çeken farklı isimler varsa yorumlar kısmına eklemenizi bekleriz.

İneklere ad verme geleneği

İNEKLER BU ADLARI NASIL ALDILAR?

Alaylı: Ahırda beslenen inekler birden fazla olması durumunda Alaylı adı konulabilir. Ahırdaki ineklerin en eskisi, yani kıdemlisi demektir. Sütü azalmamıştır, olağan işlevselliğini eskisi gibi devam ettirmektedir.

Altuna, Zeytina, Yıldıza, Boziya, Güzela: Biri zeytin rengindeyse Zeytin adını alır. Ancak ayakkabıya yeni cila atılmış gibi parlıyorsa bu defa ona Zeytina denir. Diğer “a” ile biten adlar da böyledir.

Armağan, Hediye: 3 kez boğsamış, öküz görmüş, yine de tutmamışsa genellikle mal sahibi ihtiyaçlı arkadaşına hediye eder ve bu isimle anılır. Ya da mal sahibinin ihtiyaçlı bir aileye karşılık beklemeden bir buzağı vermesi durumunda Hediye veya Armağan adı verilir. Eski düğünlerde yeni evlenen kıza veya oğula annesinden-babasından bir inek diye orta sırasında duyurulurdu, bu inek de Armağan adını alırdı.

Aşkar: Yüzünün tümü beyaz renkte, bedeni beyaz kırmızı, kırmızı alaca olabilmektedir. Esas olarak yüzü bembeyaz at için kullanılır.

Ayna, Aynalı: Cep aynası gibi yuvarlak beyazı bulunanlar Ayna, tam yuvarlak olmayan veya üçgen gibi ise Aynalı’dır. Ayna, Aynalı, sakar ve akıtma için de birlikte kullanılır.

Benekli: Demir para gibi tek renkten ibaret süsleri olan ineklerdir. Ana renge göre görünürlük kazanır.

Beyazbacak: Dizden aşağısında kısmen veya tamamen beyazları olan ineklerin adlarıdır.

Boran: Ahır kapısından çıkar çıkmaz hafır hufur otları dişleyip yemeye başlar. Acele bir işi varmışcasına yemektedir. Boran gibi.

Cümbişli: Sağa sola eğilir, atlar, bızdıklar, keyifli hareketleri vardır. İzleyenleri sevindirir, güldürür.

Çiçek, Çiçekli, Çiçekkız: Kafası bembeyaz, birden fazla rengi olanlardır. Çiçek; alaca bulaca olan, beyazı fazla, ya çiçek gibi süslü ya da cilvelidir. Çiçek’te ana renk siyah ve gri karışık olup para büyüklüğünde desenlerden oluşur. Aynı para dairesinde hem siyah hem beyazımsı vardır. Üç renkli de olabilmektedir. Bazı kere bu isme Guguş da denir.

Delidana: Ahıra dönüp girme saatinde yerine giresi gelmez. Huysuz, otlamaz, sağa sola gider gelir, karnını tam doyuramaz.

Dikçe, Dikboynuz: Boynuzu gereği gibi uzamamış, dik ama kısacık kalmışsa adı Dikçe’dir. Boynuzlar keçi boynuzu gibi kısa ve dimdiktir. Dikboynuz ise boynuzları en uç noktaya kadar uzamışların adıdır.

Elmas: Aşırı koyu renkli olan ineklere verilir.

Fındık, Fındıklı: Fındık renginde olmasından veya dudağı burnu gibi organlarının fındık gibi küçük görünmesinden ötürü bu adı alır.

Gülbahar, Güldalı, Gülbeyaz: İçinde gül olan adlandırmalar hasret, umut, yakınlık, iyimserlikle donanmış beklentilere uygun seçilen isimlendirmelerdir. Daha çok beyazlı, sarılı, alacalı, alnı da sakar, sırtı renkli inekler güllü adı hak kazanmışlardır.

Güzela: Çok parlak kan kırmızıdır. Göz kamaştırıcı parlaktır.

İneklere ad verme geleneği

Hanım, Hanımeli: Hanım hanımcık olan ineklerin ortak lakabı “Tili” idi. Önlükte (yemlikte) her önüne konulanı beğenmeyen, her suyu içmeyen, her otu otlamayan, her yalı yemeyen özellikleri vardır. İnsanın ısırdığı ekmeği, meyveyi yemezler. Yalı yulu şeyleri yemezler, içmezler. İnsan elinin değdiği su ile bulanık suyu asla içmezler.

Kader: Çocuklarından birini veya daha fazlasını veyahut akrabadan birini yakın zamanlarda kaybeden mal sahiplerince verilen bir addır.

Karaca: Rengi kara ve sevimli ineklerin adıdır.

Kemer, Kemerli: İki yandan memelerine kadar beyaz veya başka bir renkte şerit gibi iki veya üç kemeri inen ineklerdir. Öküzde döllenince beline beyaz atılırdı, beyaz kemerli olsun diye.

Kınalıbaş, Kınalı: Yüzü tastamam kına gibi, diğer bölümleri daha açık olan ineklerin adıdır. Kınalı ise kına gibi koyu kırmızı olanlara verilir.

Kırca, Kırcalı: Özellikle beyaza dönük boz renklidir. Saçı hiç dökülmemiş kişinin saçları ucuna ilk kır düşmesi gibi görüntüsü vardır. Her yeri yüzde yüz kır olacak değildir. Birazı kır, birazı sarı veyahut beyaz da olabilir. Boyunları tava içi kadar simsiyah olabilir. Kırca’nın bazen de beli karavut gene, diğer yerleri kül rengi olabilir.

Kibar, Kibariye: Etli, butlu, kilolu ama kilosu şıklığına zarar verecek derecede olmayandır. Aynı zamanda sevimlidir, seçicidir, her otu yemez.

Kölük, Külüstür: Boynuzsuz hayvanların genel olarak takılan lakaptır. Daha çok sıfattır. Aynı zamanda kurban olmasına mâni bir eksiği bulunanlar içindir.

Körkız: Çatal çaynaz gidenlere, yampili yampili (yampiri yampiri) yürüyenlere takılan addır.

Kulaksız: Kulağının kepçesi olmaz, bunlara Dobiş denir. Bu duruma esas keçi ve koyunda çok rastlanır.

Kuyruksuz: Kuyruğu bir karış kadar kısa olup ucunda da saçları olmayan ineklere verilen addır. Kurbana verilir mi verilmez mi tereddüdü yaşanılırdı.

Kulyur: Kuyruğunun saçakları bembeyaz olan ineklere ad olarak verilir.

Mevlit: Mevlit haftasında doğan ineklere konur.

İneklere ad verme geleneği

Maşallah: Hareketli, uyanık, önde gidendir. Diğer uysal olanlar yolda onun gerisinde kalırlar. Kendi de kazara geride kalırsa acele bir hamle ile sürünün önüne geçer. Suyu önce o içer. Yemek artığı beğenmez. Onu geçecek olanı süserdi. Yolcu olan bu inek önde gider her zaman. Nazar şüphesi olan gözlerden korunmaya yönelik olarak da bu adın konduğu vakidir.

Narin: Temizliğinde titizdir, yattığı yerde pisliği üzerine bulaştırmaz, bulanık suyu içmez.

Nazar, Nazara: İsmi üzerinde nazar olmasın diye bu ad konurdu. Hayvanın otladığı yere yakın bir yerden, yoldan kem gözlere sahip olduğu varsayılan birisi geçerse ineğe “nazara, nazara” seslenilirdi.

Nazlı, Nazlıcan, Nazlıkız: Salına salına yürüyen, yemek beğenmeyen, sütünü içmeyen huylara sahip olanlardır.

Ördek: Paytak paytak yürüyenlerin adıdır.

Pamuk: Sırt bölgesi beyaz, karnı altı sarımsı ineklerin adıdır. Pamuk, Kırca’nın ileri derecesidir.

Pullu: Üzerinde bozuk para büyüklüğünde renkli pulları bulunan ineklere verilir. Şöyle de olabilir: Alnına doğru beyaz lekeler, sırtında ve oradan kuyruk sokumuna kadar 5-6 santimetre eni olan beyaz kuşaklar yer alır.

Sakar: Yüzünde beyaz lekesi bulunur ve gözünün çevresi bazen siyah bazen beyaz olur. Bazen de bir göz çevresi beyaz bir göz çevresi siyah olabiliyor.

Sarmalı, Sırmalı: Kalem kalem çizgileri bulunan, en az iki renkli ineklerdir. Bedeni siyah, koyu sarı şeritleri olan veya sarı üstüne siyah tek sırması olanlar. Sarı beyaz, sarı gri, sarı siyah en çok görülen renklerdir.

Sevgile: Sevimli, sempatik olanlar içindir.

Şerefli: Sütü ve yağı fazla, nesli iyi, adı üzerinde şerefli olanlara verilen addır. Memesinden süt çekilince sağdığın elin parmakları birbirine yapış yapış olur. Yapışkanlık sütün yağlı olmasının işaretidir. Gözünün beyazı ve yan kıvrımları kırmızımsı olur.

Ufacık: Olağandan küçük ayaklılar, boylular, kafalılar için kullanılır.

Varzan: Ana rengin üzerinde birden fazla şerit bulunduğunda, şeritler ayrı ayrı renklerde ise bu adı alır.

Yadigâr: Annesi erken kurban edilmiş, kesime verilmiş veya ölmüşse yavruları yadigâr adını alır.

Yaşar: Bu inşallah yaşar, temennisiyle konan adlardandır.

Yaşmak, Yaşmaklı, Yazmalı: Beyaz çembere eskiden yaşmak denirdi. Çemberin atılışı, alnına aşağıya sarkması gibi benzerlik olduğundan bu adı alır. Aynası büyüktür, Aynalı’nınki ise küçüktür.

Yayla, Yaylakızı: Yaylada doğanlara verilir.

Yeter, Dursuna: 3 kere öküz etmişse yeter artık (dursun) dişi olsun dileğini belirtmek için takılır. Son doğanın vapur gibi duruşu varsa Dursuna adı verilir.

Zıpzıp: Aşırı hareketli olanların sıfatı, adı veya lakabıdır.

İneklere ad verme geleneği

ALFABETİK SIRAYLA İNEK ADLARI

A) Akasya, Alabaş, Alacalı, Alagöz, Alainek, Alakız, Alaylı, Aleyna, Altın, Altınkız, Altuna, Armağan, Aşkar, Aşkın, Ateş, Ay, Ayışığı, Aykız, Ayna, Aynalı.
B) Bağdagül, Bahar, Ballı, Barhar (Yayla), Baydar, Benek, Benekli, Benzer, Bestel, Beyaz, Beyazbacak, Beyazbaş, Beyazgül, Bızdık, Birnaz, Boncuk, Boncuklu, Boran, Boynuzlu, Boziya, Bozkız, Bozo.
C-Ç) Ceylan, Cicikız, Cihan, Cilveli, Civcile, Çiçek, Çiçekli, Çilli, Çimen, Cümbişli.
D) Defne, Delidana, Dikbaş, Dikboynuz, Dikçe, Dilaver, Dilber, Dilbere, Dilbera, Dilenci, Doftina, Durince, Dursuna.
E) Elmalı, Elmas, Erik.
F) Farfara, Fındık, Fındıklı, Fidan, Filik, Findilli.
G) Gazel, Geyik, Guguk, Guguş, Gücük, Gülbahar, Gülbeyaz, Gülcan, Gülçiçek, Güldalı, Güldanli, Güleser, Gülnazar, Gülüşan, Gümüş, Gümüşlü, Güvercin, Güz, Güzela, Güzele.
H) Hanım, Hanımeli, Hanımkız, Hediye, Heylaz.
I-İ) Işık, İribaş.
K) Kadem, Kader, Kahve, Karaca, Karagöz, Karakız, Karamel, Karanfil, Kehribar, Kelaynak, Kelebek, Kemer, Kemera, Kemerli, Kesikkulak, Kınalı, Kınalıbaş, Kınaş, Kırca, Kırıkboynuz, Kısır, Kıymetli, Kibar, Kibariye, Kibarkız, Kiraz, Kölük, Kömür, Körkız, Kulaksız, Kulyur, Kumaş, Kuşdil, Kuşdilli, Kuymak, Kuyruksuz, Küpeli.
L) Latte.

İneklere ad verme geleneği

M) Mardula, Marina, Maruf, Maşallah, Melek, Mercan, Mevlit, Mevsim, Milyoner, Minir, Morfil, Mosmos, Muşmula, Muzika.
N) Nargadin, Narin, Nazar, Nazarkız, Nazara, Nazlı, Nazlıcan, Nazlıkız, Nergis, Neşe, Neşeli, Nisan, Nokta.
O-Ö) Oğlis, Öksüz, Öküzbaşlı, Ördek.
P-R) Palamut, Pamuk, Pınar, Pîrbızaa, Portakal, Pullu, Püsküllü.
S-Ş) Sakar, Sandal, Sandala, Saraylı, Sarı, Sarıbaş, Sarıboncuk, Sarıkız, Sarmalı, Sessiz, Sefali, Sevdali, Sevgile, Sevgili, Sevimli, Sırmalı, Sultan, Sümbül, Süslü, Sütbeyaz, Şeftane, Şerefli, Şopala.
T) Taflan, Tavşan, Tili, Tombalak, Tombul, Tombula, Toylu, Tozboz, Turna.
U-Ü) Ufacık, Üzüm.
V) Varzan.
Y) Yaprak, Yaşagül, Yaşar, Yaşara, Yaşmak, Yaşmaklı, Yadigâr, Yamali, Yayla, Yaylagül, Yaylakızı, Yazbahar, Yazbeyaz, Yazmalı, Yetim, Yıldız, Yıldıza, Yumoş.
Z) Zeytin, Zeytina, Zıpzıp, Zülfikar.

10 Ocak 2023, Beşikdüzü

Etiketler: Karadeniz inek adları, Karadenizde ineklere ad verme, İnek isimleri, Sığır isimleri, Yöresel inek adları, İneklere ad verme geleneği, Beşikdüzü inek adları, Beşikdüzü çevresinde inek adları, inek isimleri

14 thoughts on “İNEKLERE AD VERME GELENEĞİMİZ

  1. Sayın Hocam ,emeğine sağlık. Ne bi zenginlik varmış havan konusunda. İsimlerin çokluğu beni şaşırttı. İsimlerin çok olması inek konusunda bilgi derinliğinin bir yansıması/ifadesidir. Bu konuda bizim kuşak zirveninin dönüşünü/düşüşünü temsil ediyor. Tarım ve hayvancılık alanıyla ilgili yetkililere, ilgili alandaki fakültelerin hocalarına, öğrencilerine bi derinlikli anlam/yol çizerler mi bu makaleniz bilemem? . Velhasıl yöremizin derin/geniş bir kültürel hazine alanını dolu dolu dile getirdiniz.Tebrik ediyorum…

    1. Hocam eline kalemine sağlık güzel çalışma olmuş
      Bana göre de ilginç olan bir ismi yazmak istedim
      Mardula ne anlama geldiğini bilmiyorum ancak muhtemelen mart ayında doğduğu için verilmiştir diye düşünüyorum
      Saygılar

    2. Ibrahim Hocam, sayenizde çocukluğuma , yolculuk yaptım. Tamda sizin yazdığınız gibiydi, isimleri vardı, alni püsküllerle süslü, boğazında canları, can sesi hala kulağımda, boncukla süslenirdi, büyükbabam tüylerini tarardı, okşardı, babaannem süt sağarken ninni söylerdi ineğin gönlü hoş olur bol süt verirmiş. Bende inekleri otlatmaya götürürdüm, onlara iyi davranmam öğütlemişti, annem , çocukları gibi severdi, bakardı onlara, ne güzel günlerdi,önemlerimiz yatarken incinmesin diye gazel süpürür, onların altına sererdik, ertesi günü temizleyip tekrar gazel sererdik, süpürüp aldığımız kemireyide bahçemize döker, ekip dikerdik,organik tarım yapardık, bol urun alırdık, fındık ocaklarının dibine dökerdik.ineklerimiz vazgecilmezimizdi. Yüreğinize, kaleminize sağlık hocam, güzel araştırma yazisi olmuş, saygılar…

  2. Anılar içerisinde yolculuk yaptım az önce her satırında her kelimesinde çocukluğuma gittim gittim…
    Yine çok güzel bir araştırma yazısı olmuş
    Başarılarınız daim olsun Kaleminize sağlık 👏 👍 👍 👏

  3. Yörelerimiz dillerimiz farklı olsa da yoksulluğumuz kıymetbilmişliğimiz hep aynı sayın hocam neredeyse her bir ismin bizde de karşılığı var. Gülümseten bir çalışma emeğine sağlık

  4. Hocam eskilere getirdin beni. Kalemine sağlık. Sağlık, sıhhat ve afiyet diliyorum.

  5. Sayın Meslektaşım,
    Yine çok güzel bir konuyu ele almış ve çok da iyi işlemişsiniz. Kaleminize ve yüreğinize sağlık. Sizleri kutluyorum ve devamının gelmesini sabırsızlıkla arzuluyorum. Gerçekten evdeki sığırlarımız o kadar kıymetliydi ki, çocukluğumuzda, onlar yedirilmeden, evde sabah kahvaltısı yapılmazdı. Bu nedenle bazı sabahlar, yemek yiyemeden okula gittiğimiz de olurdu. Çünkü onlar, ailenin dilsiz bireyleriydi.
    Özlemle hatırladığımız çocukluk yıllarımızda onlarla öyle dostluklar kurardık ki… Hiç sadakatsizlik etmezlerdi. Onları kaşıdığımızda, ellerimizi yalayarak teşekkür ederlerdi; hatta kafamızı uzattığımızda saçlarımızı bile yalarlardı. Saçı ıslak ve yatık olanlar için kullanılan “inek mi yaladı?” esprisi, tam da bunu ifade etmektedir.
    Çocukluk günlerimizi hatırlatarak bizleri mutlu ettin güzel insan! Sizlere selam olsun! Hayvanları sevip koruyanlara da selam olsun!

  6. Öncelikle kaleminize sağlık.Okuyunca isimleri şaşırdım açıkçası.Bu kadar çok isim olabileceğini tahmin etmemiştim.Yayla köy arasında ben de çocukluğuma geri döndüm ne kadar güzelmiş o zamanlar.Yokluk dediğimiz aslında zenginligimizmiş.Arastirmaniz inanılmaz detaylı olmuş.Her zamanki gibi bilgi birikiminize örf adet geleneklerimizi unutturmayip bize yasattiginiz aşkımıza donmemizdeki katkılarından dolayı sizi ayakta alkışlıyorum.İyi ki sizin gibi kültürüne bağlı kıymetli insanlar var.

  7. Emeğinize sağlık hocam çok güzel bir eser dökmüşsünüz, sordum babannemlere onayladılar bir çok şeyi bilgilerinizden bizi mahrum borakmayın.

  8. Kaleminize sağlık hocam bizlere eskileri yaşattığınız için şimdi ki nesil bunları bilmez sayenizde öğrenmiş olacaklar teşekkürler saygılar sevgiler

    1. Hocam 24 yıldır bu yöreye ait yaşıyorum gerçekten benim kültürüme bu kadar uzak olduğumu bu yazınızla farkettim bizim gibi gençleri böyle aydınlattığınız için çok teşekkür ederiz.

    2. yazıyı yazan hocamızın eline diline sağlık rabbim uzun ömür versin . . böyle kültürümüzü yaşatmak lazım atalarımızdan dedelerimizden bir mirastır.

  9. Teşekkür ederim Allaha şükür iyiyiz…umarim sizde iyisinizdir…mesaji yeni farkettim…….yaziyi okudum…simdi….çoğu geleneğimiz gibi sahip oldugumuz hayvanlara isim verme olayida tarihteki yeri aldı gibi ….benim hatırladığım…bir sarkızımız ve birde karakızımız vardi..babaannem ve dedem gözü gibi bakarlardı…onlara…hatta inekler yüzünden dedemin beni kovaladığı bile olmuştur…eskiden evlattan daha çok sevilirlerdi…çünki evin geçim kaynağıydı…ama şimdilerde gözden düştü …yeni nesil teknoloji ile uğraştiğindan….bu tür şeylere kafa yormuyor artık…..ama bildiğim şalpazarı ve civar köylerde…inekleri süsleme geleneği devam ediyor sanırsam

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir