Kuzeyses Gazetesi > Beşikdüzü Haber

Beşikdüzü Haber | Vakfıkebir, Görele, Eynesil, Şalpazarı ilçelerinden yayın yapan Trabzon haber sitesi

BEŞİKDÜZÜ OĞUZ KÖYÜNDE SESLENİŞLER, ÇAĞIRMALAR, KÜFÜRLER VE İLENMELER (*)

SESLENİŞ VE ÇAĞIRMALAR (**)

 Uğuz’da bir ses duyulduğunda “doh!” denilerek herkesin bu sese dikkati çekilir. Biz de bu nedenle burada bir “doh!..” diyelim ve söze öyle başlayalım.

Uzaktan uzağa anlaşmanın bir yolu ses yükseltilerek seslenmektir. Böyle bir anlaşma yolunda yerel ağız özellikleri ön plana çıkar.

Uğuz yöresinde bir zamanlar ıslık diliyle de anlaşıldığı ve günümüzde bu anlaşma yolunun artık unutulduğu bilinmektedir (Doğan Aksa, “Anadolu’da Islık Dili (langue sifflée) Araştırması Ön Raporu” Türkoloji Dergisi III/1, Ankara Üniversitesi DTCF, 1968, s. 49-64). Herhalde ıslık dilinin yanında sesleniş ve çağırma yoluyla da iletişim kurulmakta idi. Uğuz’da sesleniş ve çağırma biçimlerine Oğuz köyünden Metin Kılıç çok sayıda örnek vermiştir. Buna göre, Ayşe adında birine “Ayşeeöö…” (“e” ile “ö” arasında bir ses uzun), Fatma adında birine ise “Fatmaaoo…” (“a” ile “o” arasında bir ses uzun) biçiminde seslenilmektedir. Yani adın sonundaki sesliye göre son uzatma sesi inceltilerek uzatılmaktadır.

Aynı konuda değişik örnekler veren aynı köyden Güler İpek’e göre ise “gııaaooz Ayşeeğ”, “uraağğ Aliiğ” ya da “gııaaooz Fadimeeğ” biçiminde sesleniş ve çağırmalar bulunmaktadır. Bu örneklerde çağırmanın sonuna “…ğ” sesi eklenerek inceltme ve uzatma yapıldığı anlaşılmaktadır.

Sonu bir sessizle biten adlarda da kural aynıdır. Bu durumda yine son sesliye uyulur. Örneğin Metin için “Metiieen” (“i” ile “e” arasında bir ses uzun), Sinan için “Sinaaoon“ (“a” ile “o” arasında bir ses uzun) biçiminde seslenilir. Aynı biçimde “gelin” seslenişi ise “Geliieen” biçiminde söylenir.

Bu seslenişlere kadınlar genelde “vuuuuh” biçiminde genizden, erkekler ise kalın bir sesle “eeey” biçiminde karşılık verirler.

Eğer çağrılan kişinin adı söylenmeyecekse erkeklere “urraaoo…”, kadınlara ise “gııaaooz” biçiminde seslenilir. Eğer bu çağrıya ad eklenecekse çağrılan kişinin adı yukarıdaki gibi uzatılmayabilir: “Urraaoo Ali” ya da “gııaaooz Ayşe” gibi…

Buradan anlaşıldığına göre, uzaktan uzağa konuşmalarda çağrı biçimine cinsiyet yüklemesi yapılmaktadır.

Kadın kadına çağırma durumlarında addan sonra “vuuh!” ünlemi kullanılır ve adın son seslisi biraz uzatılır: “Ayşee vuuh!” gibi. Eğer bir erkek kadına sesleniyorsa “gııaaoouuz Ayşe!” biçiminde seslenir.

Bu tür uzaktan uzağa konuşmalarda kurulan cümlelerde tekrarlar vardır. Genelde aynı söz iki kez söylenir. Bazen ise ikinci tekrarda eylem söylenmez ve zarfın sonundaki sesliler biraz uzatılır. Örneğin:

  1. Ayşee vuuh! Anna gel, anna gel” ya da “Ayşee vuuh! Anna gel annaa…” (Hey Ayşe, sesimi anlayabileceğin bir yere gel!).
  2. Ayşeeğ! Ayşe vuuh! Annğa gel annaağğaa” (örnek 1’den biraz farklı olarak)
  3. Ayşe vuuh! Haaburıya gel, haburıya gel!” ya da “Ayşe vuuh! Haaburıya gel, haburıyaa…!” (Hey Ayşe yanıma gel!).
  4. “… aşşağa gel aşşağaa…!” (… aşağı gel!)
  5. “… okarı gel okarıı…!” (… yukarı gel!)
  6. “… beri gel berii…!” (… buraya gel!)

Kadınlar “gel heri gel!” derken, erkekler “gel ara gel!” derler.

Uzağa seslenişlerde seslenilen kişiler bazen “nav” ya da “navu” biçiminde karşılık verir. Yakın mesafeli karşılıklar ise “navu ara?” biçimindedir. Bu “ne diyorsun?” ya da “ne yapıyorsun?” anlamına gelmektedir. Bazen de üstelemek için “nevune?” denir.

Oğuz köyünden Nural Emiroğlu Uğuz yöresindeki seslenişler ile ilgili şu örnekleri bildirmiştir: Mustafa için “ara Mısta!”, Hüseyin için “ara İsin!” ve Ahmet için “ara Amit!”. Ayrıca büyükler kendilerinden küçükleri nazlandırmak için “goçucuğum!” (“koç” sözcüğünden) ya da “adına dulanduğum!” (“dolanmak” sözcüğü burada “sarılmak” ve “sevmek” anlamında kullanılır) biçiminde sözler söylerler. Azarlama ve paylama anlamında ise “bakele!” ya da birini durdurmak için “dur taa!” biçiminde ünlemli sözler söylenir.

Seslenişler horon oyunlarında dans edenlere, imecelerde ise çalışanlara güç vermek için önem taşır. Hep birden heyecana gelip “hop de he he heeeey hey!” diye bir ağızdan bağırılıp arkasından “iihu hu hu hu huu!..” biçiminde nidalar atılır. Vadilerde yankılanan bu seslenişlere başka yerlerden gruplar aynı nidalarla yanıt verirler.

Seslenişler bazı çocuk oyunlarında da önem taşır. Oğuz köyünden Metin Kılıç’ın bildirdiğine görme, golçak atarken söylenen tekerleme şöyledir: “Alafaa alafa on golçaana bir golçak!” Bu sözler bağırarak söylenir ve golçak atılmaya başlanır. Bunu duyan başka biri de aynı seslerle yanıt verir ve golçak atar.

Kadınlar bir şeye çok şaşırdıklarında “ii heri!” diye tepki gösterirler. Örneğin “ii heri delürdün besbelli!” demekle karşısındakinin yaptığı bir şeye “daha da neler!” diyerek şaşkınlık ifade ederler.

Örnek: “Gııaaz iiyyee heerii delümüsün nesin!”

KÜFÜR VE İLENMELER

Genellikle kadınlar arasında geçen, uzaktan uzağa ağız kavgasında küfürlerin şiddeti artabilir. Cümle sonundaki sesli uzatılarak karşı tarafa baskın gelinmeye çalışılır. Bazı küfürler günlük hayatta kadınlar tarafından kullanıldığı gibi erkekler tarafından da kullanılır. Bu küfürlerin çoğu karşıdaki kişiyi alaya alma ve bazen de aşağılama içermektedir.

Küfür söylemede eşya, bitki ve hayvan benzetmeleri yapılmasıyla sık karşılaşılır. Vücudun benzetme yapılan bölümleri ağız, burun, kafa, bacak ve kalçadır. Bunlar genellikle hafif küfürlerdir ve bazen şaka yapma amacıyla da söylenir. Hayvan benzetmeleri çok değildir ve aşağıda verilen örneklerde hayvanlara kötü anlamlar yüklenmediği görülür.

Ağır küfürler arasında hastalık benzetmeleri vardır. Aşağıda verilen iki örnekte yörede “davun” diye bilinen veba hastalığı benzetilmektedir.

Bela ve ölüm dileme de ağır küfürlerdendir. Aşağıda birkaç örnek verilmiştir. Ölüm dilenen küfürlerde bazen, “başın takırasın” sözünde olduğu gibi ölüm açıkça ifade edilmez.

Yörede dinsel farklılığa dayalı küfürlerle de karşılaşılır. Bu küfürlerde daha çok “gavur” ve bazen de “Ermeni” ya da “Yezid” sözcükleri kullanılır. “Kara bürüklü” sözünde olduğu gibi bazen bu anlam gizlidir.

Benzetme ve kötü dilekte bulunma dışında bazen iğrenç olabilecek küfürler de vardır. Aşağıda “diğer” olarak sınıflanan bu tür küfürlerin bazıları yine benzetme yoluyla irilik anlamı taşımaktadır. Burada “ok çekilsin” sözü artık kullanılmayan bir silahı işaret etmesi bakımından ilginçtir.

Bu bölümde son olarak anlamı bilinmeyen sözcüklerle söylenen küfürlerden söz edilmektedir. Bu sözcükler arasında gaybana, cörtne, ebeşür, sıypuk, godismana, dalgıruk ve hoşgül yer almaktadır.

Eşya Benzetmesi

Caplama bacaklı!” (Kaynak: Metin Kılıç). Caplama: Aralıklarla dikili kazıklar arasına çakılan uzun ağaç dallarıyla yapılan engel. Uzun ve ince bacaklılar için söylenir.

Camadan götlü!” (Kaynak: Hüseyin Bilgili): Şişman kişiler için söylenir. Camadan: Yerel dokumadan yapılan sırtta eşya taşımaya yarayan çuval.

Çentî götlü!” (Kaynak: Metin Kılıç). Genelde zayıf ve çelimsizlere söylenir. Çentî: Yerel dokumadan yapılan ve omuza asılan çantanın yerel ağızdaki adı.

Çötüre götlü!” (Kaynak: Metin Kılıç). Genelde zayıf ve çelimsizlere söylenir. Çötüre: Fındık, üzüm gibi meyveleri toplamak için bele takılan, çubukların yontulup örülmesi ile yapılan dibi sivri sepet.

Duzdaşı gafalı!” (Kaynak: Metin Kılıç). Tuz taşı: Eskiden tuz kırmak ve ezmek için kullanılan, yuvarlak ve irice çakıl taşından mutfak gereci.

Eeşün ağazlı!” (Kaynak: Feyme Çolak). Eğşün: Ocaktan kül almaya yarayan demirden düz kürek.

Fırıldiik gafalı!” (Kaynak: Tufan Bilgili): Fırıldiik: Çam dalından yapılan ve iki avuç arasında hızla döndürülerek pişen sebzeleri ezmeye yarayan mutfak gereci.

Gaşukluk aağzlı!” (Kaynak: Tufan Bilgili): Gaşukluk (Kaşıllık): Yöresel mutfaklarda kaşık koymaya yarayan ve duvara asılan ahşap kutu.

Gazuk ağazlı!” (Kaynak: Metin Kılıç). Gazuk: Kazık sözcüğünün yörede söyleniş biçimi. Zayıf ve uzun boylular için söylenir.

Gelberi ayaklı!” (Kaynak: Metin Kılıç). Gelberi: Fırından darı çekmeye yarayan tırmık. Ayakları büyük ve taraklı kişiler için söylenir.

Goca çangal!” (Kaynak: Metin Kılıç). Çangal: Kalın ve uzun ağaç dalı. Uzun boylu kişilere söylenir.

Goca çarpı!” (Kaynak: Metin Kılıç). Çarpı: Uzun ağaç dalı. Yukarıdaki örnek gibi.

Got başlı” (Kaynak: Feyme Çolak). “God gafalı!” diye de kullanılır. Daha çok kafası büyük ama boş, aptal, yavaş anlayan anlamlarına gelir. Got: Fındık ve mısır gibi ürünleri ölçmeğe yarayan silindir biçimli, 5 – 6 kg alabilen ahşap ölçü kabı. Aynı biçimde, B. Sarıca’nın araştırmalarına göre Van ve Adilcevaz yörelerinde ahşaptan yapılmış tahıl ölçeğine de “god” denir (Van Gölü Çevresi Ağızları Sözlüğü, Ankara 2006, s. 68).

Gufa gafalı!” (Kaynak: Metin Kılıç). “Kova kafalı” anlamında söylenir. Yörede kullanılan benzer bir sözcük olan “küfe”, ineğe yal verilen iki kulplu büyük ahşap kaptır. Oysa “gufa”, Azeri Türkçesinde “kupa” anlamında kullanılır. B. Sarıca’nın araştırmalarına göre Van yöresinde plastik bardak ve tas için de “gufa” sözcüğü kullanılır (Van Gölü Çevresi Ağızları Sözlüğü, Ankara 2006, s. 71).

“Hartama gafalı!” (Kaynak: Hüseyin Bilgili): Hartama: Çam ağacından elde edilen ince tahta.

Kesmük gafalı” (Kaynak: Feyme Çolak). Kesmük: Yaklaşık 40 cm uzunluğunda, ucu sivri ve ip bağlamak için kertiği bulunan ahşap golçak sapı. Ayrıca ateş tutuşturmaya yarayan ince kıyılmış odun parçaları.

Harar götlü!” (Kaynak: Metin Kılıç). Harar: Sırtta eşya taşımaya yarayan büyük sepet. Şişman ve kalçası büyük kişiler için söylenir.

Küfe götlü!” (Kaynak: Güler İpek). Küfe: İneğe yal verilen büyük ahşap kap. Şişman ve kalçası büyük kişiler için söylenir.

Lobut gafalı!” (Kaynak: Metin Kılıç). Lobut: Kısa ve kalın sopa. Eskiden süvariler silah olarak kullanır, düşmana fırlatılarak yaralamaya çalışırlardı. Günümüzde kolların güçlenmesi için elde çevrilir. Yörede taş dibek ya da benzerlerinin içinde darı gibi tahıl dövmek için kullanılan 1,5 m kadar uzunluğundaki ahşap tokmağa denir.

Orak bacaklı!” (Kaynak: Güler İpek). Bacakları eğri olan kişiler için söylenir.

Orak burunlu!” (Kaynak: Metin Kılıç). Ucu aşağı sarkık burunlu kişiler için söylenir.

Pöörek ağazlı!” (Kaynak: Metin Kılıç). Ağzını sürekli açık tutan kişiler için söylenir. Uğuz yöresinde toprak altındaki köstebek deliklerine “pöğrek” denir. Oysa genel anlamda pişmiş topraktan ya da ağaçtan yapılan su künklerine “pöğrek” adı verilir. Sözcüğün Anadolu’da bu anlamda kullanılan çok çeşitli versiyonları R. Dankoff tarafından derlenmiştir (Armenian Loanwords in Turkish, Wiesbaden 1995, s. 150 – 1).

Sepet gafalı!” (Kaynak: Metin Kılıç). Anlamakta zorluk çektiğine inanılan kişiler için “kafası büyük ama aklı yok” anlamında söylenir.

Tokaç gafalı!” (Kaynak: Metin Kılıç). Tokaç: Asa, baston, sopa ve tokmak gibi gereçlerin yuvarlak baş kısmı. Saçsız ve küçük kafalı kişilere için söylenir. B. Sarıca’nın araştırmalarına göre Ahlat yöresinde yün yıkamada kullanılan kalın sopaya tokaç denir (Van Gölü Çevresi Ağızları Sözlüğü, Ankara 2006, s. 133).

Yayuk gaanlı!” (Kaynak: Metin Kılıç). Yayık: Tereyağı yapmak için içinde taze yoğurt çalkalanan silindirik ahşap kap. Büyük karınlı kişiler için söylenir.

Bitki Benzetmesi

Büzmeldek aazlı” (Kaynak: Metin Kılıç). Büzmeldek: Kırmızı meyvesi olan dikenli bir çalı. “Ok çekilsin büzmelden ağzına!” biçiminde söylendiği olur.

Düdek aazlı” (Kaynak: Metin Kılıç, Adem Kurt). Düdek: Olmamış meyve. Küçüklüğü ifade eden bir sözcük olabilir küçük ağızlılar için kullanıldığı bilinmektedir.

Gapcuk aazlı” (Kaynak: Metin Kılıç). Bazen “davun çıksın havu gapcuk ağına!” ya da daha çok çocuklara “ok çekilsin havu gapcuk ağzına!” denir. Gapcuk, meyve kabuğu anlamına gelir ve “kap” sözcüğünden türetilmiştir.

Godeş burunlu!” (Kaynak: Metin Kılıç). Godeş: Olgunlaşmış mısırın soyulmamış hali. Burunları büyük ve etli olan kişiler için söylenir.

Günce gibi”, “günce gafalı”, “günce götlü” (Kaynak: Güler İpek). Günce: Kendirin kurutularak lifleri alınmış ince sapı. Çok zayıf kişiler için söylenir.

Pırasa kafalı” (Kaynak: Metin Kılıç). Daha çok çocuklar arasında, boynu uzun olanlar için söylenir.

Sıpçuk” (Kaynak: Metin Kılıç). Meyve ya da çiçek sapı anlamına gelen bu sözcük karşıdaki küçültmek için kullanılır.

Tıpız başlı” (Kaynak: Zübeyde Çolak Ölmez). Kıvırcık ya da dağınık saçlı kişiler için söylenir. Tıpız, çalılık demektir.

Töngel gafalı” (Kaynak: Metin Kılıç). Töngel: Muşmula meyvesinin yerel ağızdaki adı. “Ok çekilsin havu töngel gafana!” biçiminde söylendiği olur.

Zıkkımın kökü” ve “zıkkımın dibi” (Kaynak Türkay Aydın): Zıkkım, Kuran’da geçen cehennem ağacı ve yemişidir. Aslının Arapça zakkum (زقّوم) bitkisi olduğu söylenir. Bu bitki Danişmendname’de (1360) “cehennem ağacı” anlamında kullanılır. Ayrıca Eriha vadisinde (Filistin) yetişen dikenli bir bitki de bu adla anılır. Zakkum, Ahmet Vefik Paşa’nın Lügat-ı Osmani (1876) adlı sözlüğünde “taflan gülü” (nerium oleander) olarak açıklanır.

Hayvan Benzetmesi

Anan dulansın palak ağzına!” (Kaynak: Adem Kurt). Ayı yavrusuna palak denir. Annelerin özellikle gürbüz çocukları severken kullandıkları bir söz olmalıdır.

Bızaa ağazlı” (Kaynak: Feyme Çolak). Sığır yavrusu olan buzağı sözcüğünden gelen bu küfür bıyıksız erkekler için söylenir.

Düve götlü” (Kaynak: Güler İpek). Düve: genç sığır. Şişman ve kalçası büyük kişilere söylenir.

Hadi ooşşt, ürme!” (Kaynak: Metin Kılıç). Karşısındakini aşağılamak için söyledikleri köpek havlamasına benzetilir.

Solucan barmaklı” (Kaynak: Zübeyde Çolak Ölmez). İnce parmaklı kişler için söylenir.

Hastalık Benzetmesi

Davun çıksın havu dırmaç ağzına!” (Kaynak: Metin Kılıç). Yerel ağızda veba anlamına gelen davun sözcüğünün kullanıldığı bu küfürde karşıdakinin sözlerini ya da alaycı gülüşünü aşağılama güdüsü vardır. Gümüşhane yöresinde kökü zehirli bir bitkiye de davun dendiği bilinmektedir (Kaynak: Adem Kurt).

Davun çıksın havu ösevi ağzına!” (Kaynak: Metin Kılıç). Aynı küfrün tekrarıdır. Burada ösevi ucu yanmış dal parçasına denir. Dişleri kararmış kişileri aşağılamak için söylenir.

Davun içine bağrına!” (Kaynak: Zübeyde Çolak Ölmez). Veba hastalığına yakalanma dilenir.

Garadavunun dibi!” (Kaynak: Metin Kılıç). Birisine birkaç kez çağırdıktan sonra nihayet duyarsa ya da birine bir şeyi birkaç kez söyledikten sonra yine de anlamayıp sorarsa böyle söylenir.

Ölüm Dileme

Başın takırasın” (Kaynak: Metin Kılıç). Bu söz “başın tabuta vursun” anlamına geliyor olmalıdır. Kapalı bir biçimde “geber git” anlamındadır.

Depeen mıkı!” (Kaynak: Zübeyde Çolak Ölmez). Üsteleyerek sorgulayan çağırmalara karşılık, “tepenin mıkı!” anlamında söylenir. Burada baş ve çivi (mık) sözleriyle ölüm dileme söz konusu olabilir.

Finağrının fis gatına gidesice!” (Kaynak: Metin Kılıç). Burada “cehennemin dibine git!” denmek istenmektedir. Anadolu’da, çeşitli yörelerde uzak anlamına gelen bir “finnari” sözcüğü vardır. Ayrıca uzak anlamına gelen Almanca “fern” ile İngilizce “far” finnari sözcüğüne benzer. Bunun Sanskritçesi “parah”, Hititçesi ise “para”; aslında bu sözcükler yine Sanskritçe “parnam” yani tüy/kanat ile ilişkili olmalıdır. Bu durum uzaklara kanatlarla gidilebildiği inanışına bağlanabilir. İstanbul’daki Pera semtinin adı da buradan gelir. Bu sözcük Yunanca kökenli sanılır ve dışarıda ya da kenarda kalan demektir. Yunanca “pteris” (uzak) ve pteron (tüy) sözcükleri de aynı Doğulu kökten geliyor olmalıdır. Ayrıca Latince “finnire” sözcüğü vardır ki, son vermek, sınırlamak anlamına gelir. Ayrıca Latince “finis” son demektir ve İngilizce finish buradan gelir. Deyimdeki “fis” bu sözcükle ya da kökeniyle ilişkili olmalıdır. Sonuç olarak “finarının fis katı” deyimi, sanki “en uzaktaki en son yer” gibi bir anlam taşıyor olabilir.

Geber aşaa!” (Kaynak: Metin Kılıç). Yukarıdaki örneğin açık biçimidir.

İçi bağrı delinesice!” (Kaynak: Atilla Korkmaz): Ölerek çürümenin dilenmesi anlamı taşır.

Parça kesek olasıca!” (Kaynak: Ahmet Kılıç): Parçalanarak ölme dilenmesi anlamı taşır. Buradaki “kesek” sözcüğü odun parçası anlamına gelir. Buradan kemik parçaları anlamı çıkabilir.

Ölüsü gandilli!” (Kaynak: Zübeyde Çolak Ölmez). Ölüsü kandilli. Ne anlamda kullanıldığı bilinmiyor.

Ölüün körü!” (Kaynak: Zübeyde Çolak Ölmez). Üsteleyerek sorgulayan çağırmalara karşılık, “ölünün körü!” anlamında söylenir.

Sinine bok goyiim!”, “sinine sıçiim!” (Kaynak: Metin Kılıç), “sinine bok goduğum!”, “sini boklu!”, sin bulmuyacasıca!”, “sini batasıca!” (Kaynak: Atilla Korkmaz). Buradaki “sin” sözcüğü Çince kuyu, çukur, ölü gömülen yer anlamına gelen “ts’in” ya da “tes’in” sözcüklerinde karşımıza çıkar ve Orta Asya Türkçesinde mezar anlamında kullanılır. Bu bakımdan ölüye ve mezara hakaret etme amaçlı söylenir.

Yılgım saçak olasıca!” (Kaynak: Atilla Korkmaz): Karnı parçalanarak ölmenin dilenmesi anlamı taşır.

Yakaları yırtılasıcaa…!” (Kaynak: Metin Kılıç, Emine Yılmaz). Ölen birinin elbiseleri yırtılarak ya da kesilerek çıkarıldığından bu sözde gizli bir ölüm dileme anlamı vardır. “Yakaların yırtılsın da, parça püskül ol iişallaah!” biçiminde de söylenir.

Dinsel Farklılık ve Dinsel Aşağılama

Boklu Gavur seni!” (Kaynak: Metin Kılıç). Çocuklara söylenir.

Boklu kivra!” (Kaynak: Metin Kılıç). Uğuz yöresinde kadınlar için “sürtük” anlamında kullanılan “kivra”, Alevilikte kardeş gibi yakın bir bağı ifade eder. Öyle ki, kivra olan kişilerin çocuklarının birbirleriyle evlenmesine sosyal çevre izin vermez. Uğuz yöresinde aynı sözcüğün kullanıldığı “seni kivra seni!” ya da “çok kivrasın!” söyleyişleri akıllı, açıkgöz ve kurnaz gibi olumlu anlamlar içerir. Bu sözcük Doğu ve Orta Anadolu’da kullanılan ve sünnet olan erkek çocuğu tutan kişi anlamına gelen “kirve” sözcüğü ile benzeşir. Bu kişi daha sonra aynı çocuğun hamisi olur.

Garabit Gavurun Oğlu!” (Kaynak: Metin Kılıç). Arapça kökenli yabancı ve tuhaf anlamına gelen “garabet” sözünün yöre ağzında değişmiş haliyle söylenir. Dolayısıyla bu küfürde başka dinden olanın yabancılığına yapılan bir vurgu söz konusudur.

Gara bürüklü seni!” (Kaynak: Metin Kılıç). Buradaki bürük, örtü anlamına geldiğine göre “kara örtülü” anlamı ortaya çıkar. Ortodoks Hıristiyanların giydiği kara giysi ve örtülerden esinlenilerek karşıdakine “gavur” demek isteniyor olmalıdır. Zaten “bürüklü” sözcüğünün “sünnetsiz” anlamını taşıdığı ifade edilmiştir (Kaynak: Feyme Çolak). Aynı sözcükle “bürüklünün doğurduğu!”, “bürüklünün uşağı!” ve “bürüklünün gelini!” biçiminde küfürler de söylenmektedir.

Gavur götüne goduu…!” (Kaynak: Metin Kılıç). Müslüman olmayan anlamında kullanılan ağır küfürlerdendir.

Gavurun andırları!” (Kaynak: Ayla Ayoğlu): Müslüman olmayan bir ölünün ardından sahipsiz kalan mallar anlamı taşır.

Gavurun da Ermeninin uşaa…!” (Kaynak: Metin Kılıç). Çocuklara söylenir. Babası Müslüman olmayan anlamında kullanılır.

Gavurun da keşişin gızı!” ya da “… oğlu!” (Kaynak: Metin Kılıç). Hıristiyan olma ve papaz kızı/oğlu olma anlamında küfür edilir.

Gırım cazusu” (Kaynak: Zübeyde Çolak Ölmez). Kırım Cadısı. Olasılıkla önceleri Kırım ve Gürcistan’a çalışmaya gidenlerin evlenerek getirdikleri kuma kadınlar için söylenmektedir.

Kitapsız!” ve “Kitabını s…!” (Kaynak: Metin Kılıç). Karşısındakinin davranışını dinsel anlayışa uygun bulmama durumu vardır. “Kitap” sözüyle kasıt Kuran-Kerim’dir. Kutsal kitapta yazılan kurallara uygun davranmadığına inanılan kişiye söylenir. Burada din anlayışı ve onun kutsal kitabından çok kişiye yönelik bir aşağılama vardır.

Yezit!” (Kaynak: Metin Kılıç). Farklı bir din mensubu olmakla aşağılama.

Diğer

Agzına ötüriim!” (Kaynak: Metin Kılıç). Ötürmek, öttürmek fiilinden gelir. Buradaki anlamı ishal olmaktır. “Agzına Bok Goyiim!”, “İçine bok olasıca!” ya da “Ta Agzına Sıçiim!” türü iğrenç küfürler de yörede söylenmektedir.

Andır başı galsın!”, “Andır başı galasıca!”, “Andır galasıca!”, “Andır delü!”, “Andır da gaybana!”, “Andır da fışkı!”, (Kaynak: Güler İpek, Metin Kılıç, Ramazan Metin Korkmaz). Andır: Ölen birinin ardından kalan sahipsiz mal. Doğu Karadeniz’de ilenmek için kullanılan bu söz Azeri Türkçesinde “andır” ve “andıra galmag” biçiminde aynen yer alır. Tebriz’li Şehriyar’ın (1906 – 1988) şu dizeleri bilinmektedir:

Ketdi yazıg çırağ tapmır yandıra,
Görüm sizin bergiz galsın andıra,
Kim bu sözi erbablara gandıra,
Nedür ahır bu milletin günahı,
Dutsun sizi görüm mezlumlar ahı.

1. Sarıca’nın araştırmalarına göre Van ve Ahlat yörelerinde “ander” ya da “andir” biçimlerinde, insan ve hayvanlara ilenmek için “sahipsiz kal!” anlamında kullanılır. Ayrıca pis, iğrenç, hantal, kötü, uğursuz, çirkin, miskin, tembel anlamları da bulunur (Van Gölü Çevresi Ağızları Sözlüğü, Ankara 2006, s. 21).

Andır soyka!”, “Andır soyka paytamal” (Kaynak: Ramazan Metin Korkmaz). Buradaki “andır” sözcüğü yukarıda açıklandı. “Soyka” sözcüğü benzer biçimde ölü ile ilişkilidir. Daha çok ölünün üzerinden çıkan giysilere denir. “Paytamal” ise Türkiye’nin Doğu Karadeniz bölgesinde “peytamal” diye de geçen (“ander peytamal” biçiminde) bir ilenmedir. Aynı sözcük Akçabat’ta, Düzköy yolu üzerindeki Özakdamar köyünde “işe yaramaz”, [1] Gümüşhane köylerinde ise “ihmalkar kişi” anlamında kullanılır.[2]

Baynımıyasıca!” (Kaynak: Gülsen Kılıç). Baynımak: Büyümek, gelişmek, sağlıklı duruma gelmek. Deyiş yörede kocaya kaçan kızlar için söylenir. Sözcük Orta ve Doğu Karadeniz’de, Kürtün, Mengen, Mudurnu gibi bazı yörelerde halen kullanılır.

Boklu götlü seni…!” (Kaynak: Metin Kılıç). Çocuklara söylenir.

Bok deberdenin uşaa!” (Kaynak: Tufan Bilgili). İşleri karıştıran, istenmeyen işler yapan anlamında çocuklara söylenir. Ayrıca bok dağıtan anlamında “bok daadan” sözü de vardır (Zübeyde Çolak Ölmez).

Boklu dübüllü!” (Kaynak: Metin Kılıç). Dübül: Dıbıl olarak da geçer. Aslen dıbır anlamına geliyor, bu da göt demektir.

Deşmek gaanlı!” (Kaynak: Metin Kılıç). Patlayacak gibi büyük karınlı kişiler için söylenir.

Diddili seni!” (Kaynak: Tufan Bilgili): Azerbaycan dilinde sivrisinek anlamına gelen diddili sözcüğü Türkelli’de ortalıkta gezen, ona buna musallat olan kadınlar için kullanılır.

Dombak gözlü!” (Kaynak: Metin Kılıç). Dombak: İri ve şişman. Burada dışarı fırlamış büyük göz demek istenmektedir.

Gamsalak” (Kaynak: Kazım Topal): Hiçbir şeye önem vermeyen, aklı havada.

Gırgarısı” (Kaynak: Tufan Bilgili): “Sürtük” anlamında kullanılan bir terimdir. Göçer ve yaylacı kültürlere işaret etmektedir.

Goca deşmek!” (Kaynak: Metin Kılıç). Yukarıdaki örnek gibi.

Godismana!” (Kaynak: Metin Kılıç). Godismana sözcüğünün anlamı bilinmemektedir. Genellikle şişman kadınlar için söylenir. Bu sözcük Akçaabat yöresinde “Godesbana” biçiminde kullanılır ve tuttuğunu koparan, çalışkan, becerikli kadınlar için, örneğin “Çok Godesbana” biçiminde söylenir (Kaynak: Erdal Hekimoğlu).

Götümüng kenarı!” (Kaynak: Atilla Korkmaz): Karşısındaki kişiye değer vermeme anlamı taşır. İlk sözcüğün sonundaki burundan söylenen “eng” sesidir.

Gübürlük gafalı!” (Kaynak: Tufan Bilgili): Saçları pis kişlere için kullanılır. Gübürlük: Dış kapıda çöplerin atıldığı yer.

Muhruz Gafalı!” (Kaynak: Metin Kılıç). Muhruz: Ağaç gövdesindeki yumru biçimli kabartı. Şekilsiz ve yassı kafalı kişiler için söylenir.

Ne bok deberdiisun urda?” (Kaynak: Zübeyde Çolak Ölmez). “Orada ne işler karıştırıyorsun?” anlamında söylenir.

Ok çekilsin …!” (Kaynak: Metin Kılıç). Bugünkü yerel küfürlerde yaşayan eski bir deyim olmalı. “Okla vurulsun!”, “okla deşilsin!” anlamında kullanılıyor olabilir. Örneğin “Ok çekilsin havu gafana!” denir.

Osuramıng dumanı!” (Kaynak: Atilla Korkmaz): Karşısındaki kişiye değer vermeme anlamı taşır. İlk sözcüğün sonundaki burundan söylenen “eng” sesidir.

Soyuk gafa!” (Kaynak: Metin Kılıç). Kel kafalılara söylenir. Bazen “davun çıksın havu soyuk gafana!” ya da daha çok çocuklara “ok çekilsin havu soyuk gafana!” denir.

Şamar gulaklı!” (Kaynak: Tufan Bilgili): Kulakları büyük olan kişiler için söylenir. Şamar avuç içi olduğuna göre kulak ele benzetilmektedir.

U vara u, az anaaduun diil!” (Kaynak: Zübeyde Çolak Ölmez). “O var ya o, az anasının gözü değil.” anlamında, üçüncü bir kişiyi çekiştirirken söylenir.

Yılgımın çıksın heri!” (Kaynak: Metin Kılıç). Yılgım: Hayvan işkembesi. Burada karşısındakini hayvan yerine koyarak “işkemben dışarı çıksın” denmek istenir.

Anlamı Bilinmeyen Sözler

Cörtne götlü!” (Kaynak: Metin Kılıç). Cörtne sözcüğünün anlamı bilinmiyor. Yörede sıska ve zayıf, sürekli altına kaçıran kişiler için söylenir. Olasılıkla Anadolu halk ağzında oluk anlamına gelen “çörten” sözcüğüyle ilişkilidir.

Ebeşür aazlı” (Kaynak: Feyme Çolak). Ebeşür sözcüğünün anlamı bilinmiyor. Bu söz buruşuk ve zayıf kişiler için söylenir.

“Gaybana galsın heri!” (Kaynak: Erdal Hekimoğlu). Gaybana sözcüğünün anlamı bilinmemektedir.

Geçmişi tenekeli!” (Kaynak: Gülsen Kılıç). Genellikle çocuklara söylenir. Ne anlama geldiği bilinmiyor. Çingenelere benzetmekle ilgili olarak “çingene çocuğu” anlamında kullanılıyor olabilir. İstanbul argosunu ustaca kullanan Osman Cemal Kaygılı’nın (1890-1945) hikâye ve romanlarıyla dilimizde yayılmış. Olasılıkla çağdaş eğitim gören neslimizin okuduğu kitaplardan aldığı ve kullanmaya başladığı bir sözdür.

Goca dalgıruk!” (Kaynak: Metin Kılıç). Dalgıruk sözcüğünün anlamı bilinmiyor. Kırık dal anlamına geliyor olabilir. Uzun boylu kişiler için söylenir.

Goca sıypuk!” (Kaynak: Metin Kılıç). Sıypuk sözcüğünün anlamı bilinmiyor. Yörede Sıypıtmak fiili “fırlatıp atmak” anlamında kullanılıyor. Trakya yöresinde aynı anlamda “sıbıtmak” fiili vardır. Buna göre “kendiliğinden ve hızla doğan” anlamında kullanılan, atik, iş bitirici, açıkgöz, hazır cevap kişilere söylenen “fırlama” küfrüne yakın bir söz olmalıdır.

Hoşgül götlü!” (Kaynak: Metin Kılıç). Hoşgül sözcüğünün anlamı bilinmiyor.

Keşgül ağazlı” (Kaynak: Feyme Çolak). Keşkül bir tatlı çeşididir, ancak buradaki anlamı bilinmiyor. “Keşkülü çıkmış!” (Kaynak: Güler İpek). Zayıflamış, eğrilmiş bükülmüş anlamında söylenir.

DEĞERLENDİRME

Bugün yaşayan diller arasında sondan eklemeli bir dil olan Türkçe ile benzer yapıdaki diller, beş bin yıldır İran, Mezopotamya, Suriye ve Anadolu’da yazılıyordu. Çivi yazısı ile vücut bulan bu ölü dilleri uzmanlar yüz yıldan fazla bir süredir okuyup deşifre edebiliyor. Yani yaşadığımız coğrafya binlerce yıldır benzer diller konuşuluyor.

11. yüzyıldan itibaren Hazar Denizi çevresi ve İran yaylası üzerinden Anadolu’ya göç edenler, gerçekte daha önceki binyıllar boyunca Anadolu’ya gelip yerleşen ya da Anadolu’yu aşarak Kuzey Afrika ve Doğu Avrupa’ya geçen atalarıyla aynı yolu izlediler. Onlar da sondan eklemeli bir dil olan Türkçe konuşuyorlardı.

Trabzon’un Beşikdüzü ilçesine bağlı Oğuz köyünde ve daha yukarıdaki köyleri de kapsayan Uğuz’da yaşayanların ataları 11. yüzyılda Doğu Anadolu’ya gelenlerden sayılmalıdır. Onlar, kendilerinden binlerce yıl önce gelen atalarının topraklarına yerleşmişlerdir. Bu sürecin kanıtları, kamuoyunun pek de ilgisini çekmeyen arkeolojik araştırmalarla Orta Asya, İran, Kafkasya ve Anadolu’da defalarca ortaya koyulmuştur.

Bu kanıtların bir kısmı da dil araştırmalarında karşımıza çıkmaktadır. Yukarıda da sözü edilen, B. Sarıca’nın Van Gölü çevresinden derlediği sözcükler, gerçekte birbiriyle hiç ilgileri yokmuş gibi görünen bu iki yörede, Van Gölü çevresi ile Uğuz yöresinde bir zamanlar aynı sözcüklerin kullanıldığını kanıtlıyor. Herhalde her iki yörede de eskiden kullanılan sözcüklerin çok daha fazlası artık unutulmuş olmalıdır. Unutulan sözcüklerin kırıntıları her geçen gün birbiri ardına kaybettiğimiz yaşlılarımızın hafızalarında durmaktadır. Onlarla birlikte ortak kültürümüzün kanıtları da kaybedilmektedir. Bu kırıntıları kayda geçirmek ve bilinmesini sağlamak araştırmacıların olduğu kadar yöre halkının da boyun borcudur.

(*) Sinan KILIÇ (Garæzenû)
Yüzüncü Yıl Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü, Van.

“Bu yazının ilk biçimi 26 Nisan 2009 günü “Doh” adıyla genelağda yayınlandı. Daha sonra, 10 Nisan 2012 günü yeniden düzenlendi. Okuyacağınız bu yazı ise Sayın İbrahim Demirci’nin (kuzeyses.com) adresindeki köşesi için yeniden elden geçirildi ve kendisine gönderildi.”

(**) Beşikdüzü Oğuz köyleri Türkelli, Resullü, Dolanlı ve Çakırlı mahalleleridir. Yakın tarihlerde Türkelli’nin adı Oğuz olarak değiştirilmiştir.

Özel çalışmasını bizimle paylaşan Sinan KILIÇ hocamıza teşekkür ederiz.


4 thoughts on “BEŞİKDÜZÜ OĞUZ KÖYÜNDE SESLENİŞLER, ÇAĞIRMALAR, KÜFÜRLER VE İLENMELER (*)

  1. Sana helal olsun İbrahim hoca üşenmemiş kaybolan kültürel değerlerimizi gün ışığına çıkarmışsın. Islık ile uzaktan uzağa anlaşma olduğunu biliyordum. buralarda yapılan ve unutulmuş olduğunu bilmiyordum. Araştırmaların ve unutulan değerleri bulup ortaya çıkarma dan dolayı seni kutluyorum.

    1. Sayın Hocam,
      Kalemine, yüreğine sağlık. Çok doyurucu ve kapsamlı bir araştırma olmuş. Bizleri çocukluk günlerimize götürdün!
      Yazınızı okurken bazen duygulandım, bazen güldüm, bazen de ağladım. Çok teşekkür ediyorum. Sayende bildiklerimizi hatırladık, bilmediklerimiz de öğrendik. Allah razı olsun!
      Sizlere destek veren kardeşlerimize de teşekkür ederim. Rabbim sizilerin sayısını artırsın inşallah!

  2. Araştırmanız güzel olmuş.Bunun yanında Cenaze kaldırmada (ağlayış şekli,adetler anlayışlar)ilgili yazı kaleme alınanilir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir